Gönderen Konu: Doğum Hikayeleri  (Okunma sayısı 4428 defa)

Çevrimdışı Gün Bilgin

  • Üst Yönetici
  • *******
  • İleti: 1025
  • Teşekkür Sayısı: 84
  • Robert Cem (17/DS) ve Daniel Emre (12)
    • GÜNCE
Doğum Hikayeleri
« : Ekim 26, 2010, 11:00:12 ÖS »
Merhaba,
 
Down sendromlu çocuğunuzun hikayesini paylaşmak ister misiniz?  Down Türkiye (www.downturkiye.com)  olarak Türkiye çapında doktorlara ulaşacağımız yeni bir projemizde ve aynı zamanda web sitemizde kullanmak üzere yazılarınızı, hikayelerinizi bekliyoruz.
 
İki farklı yazınızı bekliyoruz;
 
1)      DS tanısını aldığınız an: Bu hamileyken veya doğumda olabilir. Dilediğiniz uzunlukta, dilediğiniz herşeyi yazabilirsiniz. Lütfen yazınızda;
 
-o randevuya giderken neler hissediyordunuz,
-size haber verildikten sonra neler hissettiniz,
-haber nasıl söylendi,
-yanınzda kim vardı,
-bu haberin nasıl söylenmiş olmasını isterdiniz,
-sizin istediğiniz gibi söylenmiş olsaydı ne fark ederdi,
-o an hissettiklerinizle şu an hissettikleriniz arasında fark var mı,
-varsa nedir,
-bu haberi bugünkü bilginizle almış olsaydınız ne değişirdi,
-yeni anne-babalara mesajınız ne olabilir

sorularının da cevapları olduğundan emin olun.

2)      DS çocuğunuzu da içerecek şekilde herhangi bir konuda deneyimlerinizi paylaştığınız bir yazı. Web sitemizin “Ailelerden Paylaşımlar” bölümüne koyacağız. Dilediğiniz konuda, dilediğiniz şekilde yazabilirsiniz.
 
Her iki yazıda da çocuğunuzun yaşını, anne olduğunuz yaşı ve yaşadığınız şehri ilave etmeyi lütfen unutmayın.  İsminizin yayınlanıp yayınlanmaması sizin tercihiniz. Fotoğraf eklerseniz daha da güzel olur.

İsterseniz buraya isterseniz benim mail adresime gun@downturkiye.com gönderebilirsiniz.
 


« Son Düzenleme: Ekim 27, 2010, 04:26:43 ÖS Gönderen: Gün Osborn »
http://www.gunbilgin.com/

Çocuklarıma verebileceğim en büyük hediye... kalıpların dışında düşünebilmeyi öğretmek.

Çevrimdışı mertahsen

  • Uzman Üye
  • ******
  • İleti: 1436
  • Teşekkür Sayısı: 48
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #1 : Ekim 27, 2010, 11:56:35 ÖÖ »
Arkadaşlar şöyle siteleri gezinirken yaklaşık 1,5 - 2 yıl önce bebek kokusu sitesinde  yazmış olduğum kızımın  doğum hikayesini gözlerim dolu dolu okudum. Eski günlerim geldi aklıma. Zamanın en büyük ilaç olduğunu tekrar anladım. Bu günlere gelebileceğimizi hayal bile edemiyordum. Şükürler olsun. Hepberaber tüm çocuklarımızla nice güzel günlere. 



Evlenir evlenmez bir oğlumuz oldu. Çok hareketli afacan bir çocuk. Gözümüz onun üstünde sessizliği hayra alamet değil.Her an bir şeyler olabir ve de çok şeyler oldu balkondan düştü çok şükür kırıklarla atlattık.Onun için kardeş için biraz bekledik. Sonra zaman geçiyor dedik bir kardeş düşündük. Doğumu yaz olsun yok kış olsun şu burç olsun kız olsun vs. Hatta kız olması için internette bile bir siteye ücretli abone oldum.(Normalde kesinlikle yapabileceğim bir şey değil.) Bu arada bir kaç ay geçti. Sonra boş verdik herşeyi kız olsa dünyalar bizim olurdu ya ama en önemlisi hayırlısı olsun dedik. Dua ettik. Allahım herşeyin doğrusunu sen bilirsin dedik hakkımızda hayırlısı olsun. Sonrada bekledik. Ben bu arada hamileyim. Zor bir 3 ay geçirdim. Bir çok doktor değiştirdim. Edebildiğim kadar herşeye dikkat ettim. Sıra testlere geldi 3'lü tarama biz yaptırsak mı yaptırmask mı derken doktor tabi yapalım bunlar rutin şeyler dedi ve yaptırdık. İyi mi yaptık kötümü yaptık bilmem ama bundan sonrası çok kötü oldu benim için. Yaşım 29 ve 101/1 Down sendromu riski çıktı. Hiç hesapta yoktu bu. Bu arada bebeğimizin cinsiyeti kız. Bu mutluluğuda yaşayamadık. Doktor hemen amniyosentez dedi. Risk de var tabi 250/1 düşük riski karnımda kocaman bir bebek her sabah ezanında duyduğum kıpırdayışları. İşte en zoru bu. Yaptıracak olduğum bu test bebeğimize zarar verebilirdi. Ailemize anlattık tabi hepimizin morali çok bozuk. Kimse olumsuz bir şey diyemiyor. Yaptırsak mı yaptırmasak mı. Doktor yaptırmamız için zorluyor. Çok kötü bebekler mutlaka yaptırın diyor. Ama biz kararımızı veriyoruz bebeğimizi aldırmayacağız. Ama bu strestende kurtulmak için doktora tamam diyoruz. O gün öyle aksilikler oluyor ki. Vaz geçsek diyorum doktora hiçbir risk almayın önemli değil karnımdan su alıp almamanız diyorum. Ve doktor iki deneme ile karnımdan su almayı başaramıyor. Doktorun beceriksizliğimi yada öyle mi olması gerekiyordu bilmem. Daha o doktora hiç gitmedim. Vede görmedim doktorumu değiştirdim. Daha gelişmiş ulrasonlarda problem gözükmedi ama doktor kesin sonuç ikinci bir amniyosentez dedi. Bu arada 4,5 aylık bebeğimizin rekli fotografı çekildi. Uzaylı gibi gözüküyordu. Tüm işlemler yapıldı ikinci kez amniyosentez için ama biz düşündük ve yaptıramadık. (Bu günler çok stresli ve ağlayarak geçti.) Eşim öylesine rahat ki bir şey olmaz boşuna üzülüyorsun diyor. Tabi doğumu bekleyiş uzun sürdü. Her kafadan ayrı ses çıkıyor keşke alırsayın yok iyi yaptın vs. Ben kendimi işe verdim yoğun bir şekilde çalışıyorum böylece düşünmeye az zaman kalıyordu. Derken kızım acele etti 8 aylık dünyaya geldi. Bir çok sıkıntı ile. En acı günlerimi hastanede yaşadım burası çok zordu ve nefes alamayacağımı hissettim.Ama sağ olsun doktorum ve hemşireler bana hiç birşey söylemedi. Tabi ben ben soruyorum risk vardı diyorum. Onlarda kesin sonuç kromozom testinde çıkar diyor var da diyemem yok da diyemem diyor. Bebek küvezde bir çok sağlık problemi var. 3 gün sonra bebek küvezden çıkıyor. Bebeğimi görünce farklılıları görüyorum. Tamam bu kesin down sendromu diyorum. Çünkü bir çok şey okumuştum. Ve prensesim birçok özelliği taşıyor. Anormal üzülüyorum. Sonra kendimden utanıyorum. Bebeğime sarılıyorum. Ne yapacağım ben diyorum. Biz hastanede yanımıza kimseyi sokmuyorlar. Hıçkırıklara boğuluyorum sonra kendimi toparlıyorum ben iyi olmalıyım ki bebeğimize bakabilmeliyim. Karma karışık duygular. Ama o acılı günlerimde bile pişman olmadım kızımı doğurduğuma. Çünkü o bizim için hayırlısıydı. Buna hep inandım. Yüce rabbime inandım. Mutlaka büyük hikmeti vardı. Çünkü ben iyi bir insandım. Bu kesinlikle ceza olamazdı. Bu bir imtihandı. Böyle özel bir bebeğe bakabikecek en özel insanlar bizlerdik. Bu arada eşimin ve benim ailemden aldığım destek çok büyüktü. Onlara ömrüm boyunca minnetarım. Acıları hep beraber yaşadık. Tabi en büyük fırtınalar benim içimde kopmuştu. Taki 4. gün oğlum beni ziyarete geldi. Onu görünce benim birde oğlumun olduğunu hatırladım. 7. günün sonunda elimizde bir çok tahlillerle hastaneden çıkıp eve değil tetkikler için fakülteye gittik. Bu arada kalp, trioid vs. birçok problem çıktı. Her çıkan problemde dahada üzülüyorduk. Ama hepsinin çaresi vardı. Kromozom testimiz çıkmadı. Tekrar yaptırmamız gerekti. Bu arada biz yaklaşık 20 gün bekledik. Bu da benim toparlanmama yardımcı oldu. Sonuca iyi yada kötü hazırdık. Bu arada hiç sesi çıkmayan sürekli uyuyan bir bebeğimiz vardı. Doğru düzgün ememeyen 1.9gr güçsüz bir bebekti. Gözleri çekik bazen uzaylı gibi görünen bazende bir melekten bile güzel görünen bir bebeğimiz vardı. Derken ikinci testin sonucu çıktı. Eşimi aradım. Oda aynen şöyle dedi. "Gözümüz aydın" ne yani dedim "Down Sendromu" dedi. Müjde verir gibi söyledi. Ben artık bu zamana kadar kendimi de aşama aşama alıştırmıştım. artık şok olmadım. İyikide böyle oldu. Eşim kızımızın Down sendromu olmasından en az etkilenen kişi idi. Bana hep destek oldu. Çok büyütüyorsun diyor. O kızımızı ta başından beri öylece kabul etti başının tacı yaptı. Ben kolay kabul edemedim. Ona toz konduramadım.

Şu an prensesimiz 3 ay sonra 2 yaşına girecek. Allah'a çok şükür çok şeyler başardık. O uslu sesi çıkmayan bebekten cadı kıpır kıpır harika bir bebek çıkarttık. Abisinin deyimiyle o bizim küçücüğümüz. İyi ki varsın prensesim. Seni çok çok seviyoruz. Tabi abisinide. O bizim ilk göz ağrımız. Bu arada kızımıza fazla zaman ayırdığımız için abisi tabi kıskanıyor. Şu sersem çocuğu keşke doğurmasaydın diyor. Ama abi kardeş birbiri olmadan da yapamıyorlar.

Uzattıkça uzattım. Ama her yazarken ağlardım. Şimdi yüzümde gülümsemeyle yazabiliyorum. Ne mutlu bana. Darısı tüm özel çocuk annelerine. hepinizi çok seviyorum. Sevgilerimle.


Yıllar önce yazmıştım hikayemizi. Gün hanım buraya kopyalıyorum. İnşallah işinize yarar. İstediğiniz yerlerini düzelterek yada kırparak kullanabilirsiniz.

Ben 3'lü tarama testleriyle Down sendromunu öğrendim. Daha önce hiç bilgim yoktu. Belkide ne kadar çok görmüşümdür ama haberim yoktu. Ozamanlar internette bu kadar çok bilgi yoktu. Daha doğrusu sadece 3'lü tarama testleri anlatılıyordu. Yaptırılması gereken testler vs. Benim ise ulaşmak istediğim down sendromlu çocuklardı. Neler yapar neler yapamazı bilmekti.

Normalde mantıklı bir kişiyim. Düşünüyorumda benim hamileliğim esnasında başıma gelmeyip kardeşlerimin yada arkadaşlarımın başına gelseydi ve bana danışsaydılar herhalde aldır derdim. Ama iş başa gelince değişiyor. Bilmiyorum ama ben çok hazırlıklıydım 2. hamileliğimde tamamen bilinçliydim. Oğlum süpriz kızım ise planlı bir hamilelikti. Şimdi bana arkadaşlarım soruyor ne yapayım 3'lü tarama yaptırsam mı diye. Ben yaptırın diyorum. Eee sonuç risk çıkarsa onu bilemem ama mutlaka eşinizle ailenizle ortak kararını olsun diyorum. Bu çok ciddi önemli bir karar kimseden etkilenmeyin. Olumlu yada olumsuz karar size ait olsun. Ben her kararınıza saygılıyım ve yanınızdayım diyorum.

Ama ben şunun için pişmanım keşke amniyosentez ile sonucu tam olarak öğrenseydim. Ve kendimi hazırlasaydım. Çünkü doğum sonrası çok çok üzüntü çektim.

Birde testlerin sonucunu herkesle paylaşmıştım. O aradada çok sıkıntı yaşadım. Her kafadan ayrı ses, insanlar bir sürü hikayeler anlatıyordu. Kötü haber tez yayılır misali doğum ziyaretimize gelenler şöyle bir bebeğimizi süzüyor, kendilerince test ediyorlardı. Aaaaa bak sesi duydu, tepki verdi vs. ( Bunu yapan bilinçli aileler değildi. Belkide hayatlarında çocuk nasıl yetiştirilir diye bir kitap bile okumamışlardı.) Bana öğüt veriyorlardı. (Halbuki ben oğlumdan beri hep çocuk gelişim kitapları okurdum. Ve bilinçli bir şekilde çocuklarımı yetiştirmeye çalışırdım.)

Yine bir doktor içimi çok acıtmıştı. Fakülteye kontrol için gidiyoruz. Gül minicik doğru düzgün ememiyor. Kilosuda çok çok az. En iyi mama hangisidir bakıyoruz. Aldığımız mamalarıda yediremiyoruz. Komşumuz bir öğünlük mamalar var küçük poşetlerde daha taze oluyor onları deneseniz diyor.  Tam biz kontrolde doktora mama tanıtımına gelen bir bayan ve erkek var. Doktora bu mamalardan veriyor. Bende bu mamaları nereden temin edebilirim diyorum. Gül kucağımda. Doktor hiç oralı olmuyor. Eşinin hamileliğinin problemsiz ve çok güzel geçtiğini herşeyin gayet iyi olduğunu ballandıra ballandıra anlatıyor. Ve bana acıyarak bakıyorlar yada ben öyle hissettim. Çıkışta tanıtım yapanlar bizi bekliyorlarlar. (Doktorun yanında herhalde çekindiler yada halimize üzüldüler bize yardımcı olmaya çalışıyorlar.)  Tahlil sonuçlarını göstermeye gittiğimde aynı doktora oğlumuda yanımda getirmek istedim. Sanki benim sadece dowlu çocuğum yok demek için. Halbuki şimdi kesinlikle o doktor un benim yanımda kızımı muayene etmesi gerekirken bunu yapmasına müsade etmezdim. ( O zaman kendimi suçlu hissediyordum.)

Onun haricinde hep iyi doktorlarla karşılaştık. Aslında biz bilinçlendik. Bizim de yaşama hakkımız var downlu çocuklar bunlarıda yapabiliyor deyince karşımızdakiler de başladı evet downlu olup bir çok şey başaranlar var demeye.  Ben doktorların kapılarını çaldım. İlk etepta basmakalıp şeyler anlattılar. Üzülme vs. ben bunun ötesinde şeyler istiyorum deyince aferin kızım araştır. Yurt dışında şunlar yapılıyor denmeye başladı. Madem bu kadar araştırıyorsun neden test yapmayı atladın diyenler oldu. Yaptırdım risk çıktı ama aldıramadık deyince bu sefer daha da şaşırdılar. Sonra KTÜ de bir prof iyi yaptın kızım. Karar senin çocuğun sadece kariyer yapamayacak dedi. Bu beni o kadar rahatlattı ki. Sanki ben çok kariyer yaptım varsın kızımda kariyer yapmasın.

Doktorlar şunu yapmalı verilen karara ama öyle ama böyle müthiş saygı duymalılar. Cahil yada deli cesareti olarak değerlendirmemeliler. Ben zaman zaman çok bunaldım açıklama yapmaktan test yaptır madınız mı? Aaaa çıkmadımı, nasıl böyle düşündünüz felan. Keşke tarama testleri olmasaydı dediğim çok oldu.

Bu çok acı bir durum sanki ufak bir ihmal yapıldı ve hayatınız karardı. Siz yada doktorunuz dikkat etseydi bu başınıza gelmezdi. Teknoloji çok gelişti. Bu taramalar iyi bunlara güle oynaya gidiliyor. Artık rutin şeyler de. Ama sonuç risk çıktığında problem. 4-4,5 aylık bebek karnınızda ve siz onu hissediyorsunuz. Kıpırdayışı ile ben burdayım diyor. Bu aşamada karar vermek çok zor bir durum. Burada çok ama çok büyük destek gerekli. Benim gittiğim doktorlar hep alınmalı. Hayatınızı mahfedersiniz. Eşime benim eşim bir risk taşısa mutlaka sonlandırım demişti. Belkide ben ailemden olumsuz tepkiler görseydim böyle bir karar alabilirdim. Ama alınan karar aşamasında psikolojik destek çok önemli. Doktorlar buna çok dikkat etmeli. Ve mutlaka sonlandırılmalı dememeli. Karar ailenin ve alınan karara saygı. Ve de o konuda destek. Çünkü ben ne zaman araştırdım, okudum herkesin yaşama hakkı var dedim. Çünkü başlarda çok büyük bir suçluluk hissettim. Bunu hissetmeni sağlayan da doktorlar dı. Ne zaman öğrendik, konuştuk ve bilinçlendikle karşı taraf ta artık bizimle böyle konuşmaya başladı. Ama bu çok zaman aldı. Keşke kızım doğduğunda bu kadar güçlü olabilseydim. O acıyarak bakan gözleri önemsememeyi bilseydim. Keşke Gül'ümün böyle olabileceğini hayal edebilseydim. Hiç ama hiç bu kadar üzülmezdim. O güzelim bebek dönemini daha iyi geçirirdim. Kızım doğduğunda acaba beni atnıyacak mı annesi olduğumu bilecek mi diye kaygılanırdım. Daha 1 yaşında olmadan beni öğlen zamaları beklerdi, hissederdi. Yürümeye başladığında sanki saat 12 olduğunu bu kız biliyor derdi annem. Kapıya gelip beni bekliyordu güzel kızım. Bir gün önce şunu yapamıyor diye kaygılandığımda yarın yapıyordu yada yapmaya çalışıyordu.

Doktorlar şimdi siz şanslı down ailesisiniz diyorlar. Maşallah kızınız çok güzel, gayet iyi diyorlar. Bunu kızım doğduğunda duymayı çok isterdim. Ablamın komşusunun halası varmış downlu herşeyin, kendisi yaparmış. Anne babası öldükten sonra kardeşleri bize gel beraber kalalım demiş kabul etmemiş. Benim kendi düzenim var demiş. 7-8 sene kendi başına kalmış. Ailesi dışardan destek olmuş. 45 yaşların da da vefat etmiş. Bunları komşunuzdan duymak ile doktordan duymak arasında çok çok büyük farklar var. Komşunuzdan duyduğunda acaba ne kadar doğru aktarıyor diyorsunuz, belki de bana teselli diye abartıyor düşünüyorsunuz ama doktordan duyduğunuzda güç katıyorsunuz kendinize. Evet gayret etmeliyim biz de başaracağız diyebiliyorsunuz. Ben bunları Gül'ün bebekliğinde duymayı çok çok isterdim.

 Gün hanım uzun olabilir dediniz. Konu çocuklarımız olunca annelerin çenesi çok düşüyor. Hemen sonlandırayım kolaylıklar ve başarılar dilerim size. İyiki varsınız. Ben down ile en güzel yazıları sizden okudum. Sizin yazılarınız bana çok ama çok güç kattı. Işık verdi. Allah sizlerden razı olsun, hiç bir emeğiniz boşa gitmesin, Allah hiçbir zaman utandırmasın.
Gül'üm 05.09.2005 doğumlu.

Çevrimdışı Gün Bilgin

  • Üst Yönetici
  • *******
  • İleti: 1025
  • Teşekkür Sayısı: 84
  • Robert Cem (17/DS) ve Daniel Emre (12)
    • GÜNCE
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #2 : Ekim 27, 2010, 04:28:33 ÖS »
Gözyaşlarıyla okudum, teşekkür ederim mlk
http://www.gunbilgin.com/

Çocuklarıma verebileceğim en büyük hediye... kalıpların dışında düşünebilmeyi öğretmek.

Çevrimdışı çağan

  • Özel Üye
  • ***
  • İleti: 37
  • Teşekkür Sayısı: 4
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #3 : Ekim 27, 2010, 11:23:26 ÖS »
aaaa yazmıştım bir dolu ama kayboldu:((

Çevrimdışı Gün Bilgin

  • Üst Yönetici
  • *******
  • İleti: 1025
  • Teşekkür Sayısı: 84
  • Robert Cem (17/DS) ve Daniel Emre (12)
    • GÜNCE
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #4 : Ekim 28, 2010, 11:40:06 ÖÖ »
E hadi o zaman bir daha:)

(Sayfayı uzun zaman açık tutunca yazılar kaybolabiliyor, uzun yazıları başka bir yerde yazıp buraya kopyalamak daha emniyetli)
http://www.gunbilgin.com/

Çocuklarıma verebileceğim en büyük hediye... kalıpların dışında düşünebilmeyi öğretmek.

Çevrimdışı gülbeyaz

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
  • Teşekkür Sayısı: 0
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #5 : Ekim 30, 2010, 12:04:48 ÖÖ »
merhaba..ben yavrumu kucağıma aldığımda 20 yaşıma 1 gün önce girmiştim,o benim 20.yaş günü hediyemdi yani..hamileliğim güzel geçmişti,ama hiç özel doktora gitmemiştim hep  devlet hastanesinin rutin kontrollerine gidiyodum,orda da herşeyin normal olduğunu söylüyorlardı.Doğumda da hiç bir şey anlamadılar,çünkü topuk kanı bile almadılar,ben tabi bişey bilmiyorum topuk kanı falan..çevremdekiler de benden daha bilgisiz,yani bana akıl verecek kimse yok.Eve geldik,fakat çocuk bir türlü meme tutmuyor,işin ilginci ağlamıyor bile..1-2 gün uğraştıktan sonra meme tutturmayı başardım,çocuğun yüzüne bakınca bir anomali olduğu belli oluyor aslında,biz de 1 hafta falan sonra yine şehrin devlet hastanesine gittik,gayet normal bir çocuk dedi doktor efendi,nasıl yani dedim,çok belliki bi fark var bu çocukda,fakat beni azarlayarak,ukalalık yapma diyerek geri gönderdi..muntazam aralıklarla oğlumu şehrin özel doktorlarına götürdüm,hatta bu arada kendi çabalarımla araştırarak teşhisini bile koydum ama gittiğim doktorlar ya bu çocuk deli,geri zekalı diyerek geri gönderdiler,yada vitamin ilacı yazdılar sadece..en sonunda oğlum 2 yaşındayken erzurum atatürk üniversitesine sevkettirdik,haa bu arada biz bu zaman zarfında erzincanda yaşıyorduk..hastaneye bi gittik,doktor bana bi bağırdı ki..sen bu çocuğu hiç mi doktora götürmedin,diye..tabi kromozom analizi yapılarak teşhisi kondu ve tabiki ben bu teşhisi daha öncesinden biliyodum,ama ...o zamandan sonra 7 yaşına kadar yine çok da olumlu bişey olmadı hayatımızda..4 yaşına kadar yürüyemedi,camdan bakıp ağlıyodu,anne diğer çocuklar yürüyo ben niye yürüyemiyom diye..ben de onunla birlikte ağlıyodum..dişleri çıkıyodu fakat bi müddet sonra ekmek içi bile yese  dökülüyodu,o dişim acıyo diye ağlıyodu ben de onunla birlikte ağlıyodum,çünkü başka bişey gelmiyodu elimden,eşimin ailesiyle birlikte oturuyoduk,onlar da bu gerçeği kabullenmek istemediler,oğlumu RAMa götürmem bile sorun oluyodu onlar için..en fazla 7 yıl dayanabildim bu zorluğa ve sonunda eşimin tayini çıktı da Alllahdan,yalovaya gittik ve ondan sonra oğlum için birşeyler yapmaya başladık.Şimdi izmirdeyiz, oğlum 17 yaşında kocaman delikanlı oldu,yürüyemediği zamanlar hayal kuruyodu annecim ben önden gidicem,sen benim arkamdan gelicen diyodu,şimdi onun koluna girip geziyorum,9 yaşında bir de kardeşi var,bence büyük olum küçüğünden daha uyumlu daha akıllı,daha merhametli,ve birrr sürü daha...iyi ki allahım onu bana vermiş,iyi ki o var..onu çoook seviyorum..

Çevrimdışı ayazcık

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 6
  • Teşekkür Sayısı: 0
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #6 : Ekim 30, 2010, 12:26:42 ÖÖ »
çok güzel bi hikaye meleğinizle size sağlıklı günle ççkr

Çevrimdışı Gün Bilgin

  • Üst Yönetici
  • *******
  • İleti: 1025
  • Teşekkür Sayısı: 84
  • Robert Cem (17/DS) ve Daniel Emre (12)
    • GÜNCE
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #7 : Kasım 04, 2010, 05:05:23 ÖS »
Paylaşım için çok teşekkürler.

Hadi arkadaşlar, bekliyoruz paylaşımlarınızı
http://www.gunbilgin.com/

Çocuklarıma verebileceğim en büyük hediye... kalıpların dışında düşünebilmeyi öğretmek.

Çevrimdışı miraç

  • Özel Üye
  • ***
  • İleti: 40
  • Teşekkür Sayısı: 5
  • Cinsiyet: Bayan
  • mavi meleğimmmm
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #8 : Kasım 11, 2010, 03:49:30 ÖS »
bu konuya yazı yazmak benim için neden bilmiyorum ama önemli.
hamileliğimin ilk ayları sıkıntılı geçti iki defa ciddi anlamda düşük tehlikesi atlattım soruyorsanız tarama testlerinin hepsini yaptırdım hiç bir doktor kontrolünü kaçırmadım herşey son derce normaldı ve 12 nisan 2007 salı gece oğlum dünyaya geldi yine her şey normaldi ama ters giden birşeyler vardı biliyorum hiç ağlamıyordu oğlum bunun dışında sorun yoktu doktora götürdüm neden ağlamıyor diye azar işittim bir şeyi yok dediler ama insan hissediyor ters giden bir şeyler var bir süre sonra oğlumun bakışkarının çok boş olduğunu sanki görmüyormuş gibi geldi bana tabi ben yine doktora yine bir şey yok denildi 2 aylık oğlum sağlık ocağında stajer bir öğrenci oğlunuz down sendromumu dedi hayır dedim bana öyle geldi dedi.ben rehber öğretmenim down sendromu ne demek biliyorum ama hiç down sendromlu bebek görmedim aklıma şüphe düştü eşimde yanımdaydı.saçmalıyor dedi 1 hafta yeni doğan sarılığından oğlum hastanede hem de iyi bir hastanede tedavi gördü eşim olsa bilirlerdi dedi ısrar ettim neden bilinmez.tekrar doktora gittik kayseri deki en iyi çocuk doktoru muayne etti oğlumu sağlığı gayet iyi dedi ve ben sordum oğlum down sendromu olabilir mi diye bir daha baktı ve olabilir ama genetik test yaptırmadan bilemeyiz bu arada sadece eşim ve ben biliyoruz başka kimseye söylemedik sonuçtan sonra söyleriz dedik hiç unutmuyorum eşim bir gün çok ağladı benim oğlumla ilgili hayallerim vardı ben ona üniversiteye başlayınca araba alacaktım şimdi bunu yapamıycam diye ama hiç pes etmedi.neyse genetik testi yaptırdık 1 ay sonra sonuç çıkar dediler ve oğlumla ankaraya annemim yanınna tatile geldim   15 gün sonra eşim geldi aniden
mavi meleğimmm 12.04.2007

Çevrimdışı miraç

  • Özel Üye
  • ***
  • İleti: 40
  • Teşekkür Sayısı: 5
  • Cinsiyet: Bayan
  • mavi meleğimmmm
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #9 : Kasım 11, 2010, 04:01:46 ÖS »
haber vermeden 20 temmuz 2007 oğlum 3 aylık eşimle evlendiğimiz gün 20 temmuz annemlerin evinin bahçesinde seninle konuşmam lazım dedi anladım test sonucu çıktı dimi dedim evet dedi gözleri şiş nasıl araba kullandı bilmiyorum bir anda dünya durdu sanki sonuç dedim kağıdı uzattı okudum 47 triozmi ağladım çok ağladım kendime gelmem uzun sürdü bu arada eşim annemlere söyledi  babam çok kızdı bunamı ağlıyorsun diye çok şükür dedi eli ayağı var gözleri görüyor sağlığı yerinde diye.o günden sonra zor bir süreç bizi bekliyor diye düşündüm benim de eşimin aileside bilinçli aileler değil ama sevgi dolular o kadar çok sevdilerki miracımı dünyalar benimoldu çok korkmuştum benimsemezler hor görürler diye ama öyle olmadı biz eşim hep neden diye sorduğuumda o bir ceza değil ö bir ödül derdi bu soruyu sorma derdi ve çok kızardı daha 4 aylıktı babasıyla beraber her yere giderdi.ilk başlarda eşimle beraber ağladık ama şimdi çok şükür oğlumuz sağlıklı ve oldukça iyi durumda .şimdi bunu yazarken ağlamak bile saçma geliyor bana birazdan eve gişdecem ve o yeni uyanmış maviş gözkeriyle bana anne diyecek öpecek birde sarılacak bu hep böyledir her gün sonra beraver derse gidecez orda mutlu olacak ve yatana kadar belki 50 defa gelip beni sevgi dolu öpecek bu her şeye değer işte onun anne demesi çok bekledim anne demesini 2.buçuk yaşında söyledi bu çok muhteşem bir şeydiiii kimse anlayamaz kimse bilemez. herkese rabbim kolaylık versin hepimizin meleklerine güzel ömürler versin
mavi meleğimmm 12.04.2007

Çevrimdışı zehramelek

  • Cemile Akdoğan Öztürk
  • Bağımlı Üye
  • ****
  • İleti: 73
  • Teşekkür Sayısı: 1
  • Cinsiyet: Bayan
  • 05/02/2010 cimcimemm,çitlembiğimmm,uğur böceğim
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #10 : Aralık 06, 2010, 03:52:56 ÖÖ »
             5 şubat 2010;
Bugün bebeğimin dünyaya gözlerini açtığı gün.Elimde olsaydı o günü tekrar yaşardım ama bu sefer içinde ne acı,ne korku,ne yalnızlık,ne pişmanlık ne de isyan olurdu.Kocaman bir sevgi olurdu yüreğimde bebeğime,mutluluk olurdu sevdiklerimle,minnet olurdu yüce yaradanıma...
             5 şubat sabahı uyandığımda hafif bir sancı vardı kasıklarımda.Tamam dedim bugün misafirimiz geliyor,hazırlanmak lazım.Önce evi toparladım sonra kendimi.Bir duş aldım annemi aradım hiç birşey yokmuş gibi.Çünkü onu heyecanlandırmak istemiyordum,herşey bitsin,oğlumda olduğu gibi hazıra konsun istiyordum.Sancı aralıklarını saymaya başladım,10 dakikada bir gelmeye başlayınca da eşimi aradım.Bu arada bir kaç dostumu aradım,uzakta olsalarda dua istedim onlardan.Her şey o kadar sakin işliyordu ki korkmaya başlamıştım bu sessizlikten.Eşimle hastaneye gittiğimizde evet sancım vardı,epeyde sıklaşmıştı ama ben görenleri hayrete düşürecek kadar sakindim.O kadar ki ebe ve hemşireler yarına ancak doğurursun deyip işi ağırdan almaya başladılar.Ben, siz benim sakin oluşuma bakmayın,doktoruma haber verin dedim.Hastaneye gidişim 04:30 doğum 06:35 Şimdi düşündüğüm zaman orda o masanın üstünde sancı çekerken bile hissettiğim şey son anda bir aksilik olmasıydı.Adlandıramadığım,doğum yapma korkusuna karışmış,bebeğimi kucağıma alamama korkusu.
             Üçer hafta aralıklarla özel doktor kontrolüne giden ben,tarama testlerimi üniversitede yaptıran ben,hiç olumsuz bir şey olmamasına rağmen her nedense öğretmen arkadaşlarla ya da etrafımdaki hamilelerle hep konuştuğumuz konu bunun üzerine;insanın engelli ya da sağlıksız bir çocuğunun olmasının ne ızdırap verici olduğu ...Üstelik doktorumada sık sık bununla ilgili sorular soruyorum.Cinsiyetini öğreneceğiz ama her defasında bağdaş kurmuş pozisyonda oturduğu için göremiyoruz.Bunun üzerine ben soruyorum "down sendromlu çocuklar bağdaş kurmayı çok severler,birşey yok dimi?"Eşim bu sorularımı bir dönem özel eğitimde çalışmış olmama yoruyor bense sadece soruyorum üzerinde durmuyorum.
Unutma yarın kimseye vaat edilmemiştir.Emanetimsin...

Çevrimdışı zehramelek

  • Cemile Akdoğan Öztürk
  • Bağımlı Üye
  • ****
  • İleti: 73
  • Teşekkür Sayısı: 1
  • Cinsiyet: Bayan
  • 05/02/2010 cimcimemm,çitlembiğimmm,uğur böceğim
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #11 : Aralık 06, 2010, 04:38:25 ÖÖ »
          Yaşadığım şehirde tanıştığım,kardeşten öte arkadaşım doğumhanenin kapısına geldiğinde yeni doğum yaptığım haberini alıyor eşimden.Bir süre sonra içeri giriyorlar.Herşey çok iyi,doktorumdan ve ordaki ekipten övgü dolu sözler duyuyorum "keşke her doğum böyle olsa."Pembeler ne yakıştı kızıma,tertemiz,bembeyaz.Oğluşumda yapmadığım şeyleri yapıyorum,annanemin ördüğü pembe lizözümü giyiyorum,pembe kurdelalı tacımı fönlü saçlarıma takıyorum-hangi ara yetiştirdiysem bide kuaföre gittim-Güle oynaya odama çıkıyorum.Eşim büyük oğlumu almaya eve gidiyor biz arkadaşımla odada Meleğimizi seviyoruz.
           Zehra Melek;Zehra olsun diyor eşim,peygamberimizin en sevdiği kızının ismi,ay yüzlü demekmiş.Ben yeni isimlerden yanayım,hele dini açıdan isim koymak aklıma gelmez ama hiç yadırgamıyorum.Sadece  oğlum çok hareketliydi kızım sakin olsun uslu olsun melek gibi olsun derken Zehra Melek olsun diyoruz.Şimdi sorarsanız ben Zehra yı eşim Meleği kullanıyor.İsim koyarken eşler arasında yaşanılan çekişmeler bizde anlamını yitiriyor hoş anlamını yitiren o kadar çok şey varki aslında.Bize bizi hatırlattığı için Allaha şükrediyorum.Abisi nasıl heyecanlı,kardeşini seviyor,bana bakıyor iyimiyim diye.Fotoğraflar çekiliyor.Ben annemi arıyorum ağlayarak bitti diyorum anne kızımız doğdu.Ağlamaktan konuşamıyoruz.Ertesi gün görüşeceğimizi bilerek kapatıyoruz telefonu.Eşim,oğlum,doğum ekibi herkes gittikten sonra kızım kucağımda o mis kokusunu kokluyorum.Bir an sanki bakışını yakalıyorum ki gözleri kedi gibi tam açık bile değil."Down sendromlu gibi baksana"  diyorum arkadaşıma.İkimiz beraber incelemeye başlıyoruz.O an içinde bulunduğum durum korkunç.Bu arada gece olmuş kuşkular kemirmeye başlamış beyni.Enselerinin kalın olduğu aklıma geliyor hemen,çevirip bakıyorum.Evet diyorum arkadaşıma öyle. Oysa ne kızıyor bana,sürekli bebeğimizin bişeyi yok diyip duruyor ama oda kuşkulanıyor.Hemen eşimi arayıp söylüyorum,bak bakalım başka belirtileri neymiş diye soruyorum.El ayasında tek çizgi diyor.Olamaz ya böyle birşey olamaz,benim başıma böyle birşey gelemez,beynim duruyormu haddinden fazla çalışıpta takipmi edemiyorumda bana durmuş gibimi geliyor bilmiyorum.O ana dair tek hatırladığım eşimin yat ve uyu yorgunsun zaten  hem öyle bile olsa ne yapabiliriz,varmı yapılacak bişey?Yok...Nasıl bu kadar sakinsin bile diyemiyorum.
Unutma yarın kimseye vaat edilmemiştir.Emanetimsin...

Çevrimdışı zehramelek

  • Cemile Akdoğan Öztürk
  • Bağımlı Üye
  • ****
  • İleti: 73
  • Teşekkür Sayısı: 1
  • Cinsiyet: Bayan
  • 05/02/2010 cimcimemm,çitlembiğimmm,uğur böceğim
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #12 : Aralık 06, 2010, 05:31:52 ÖÖ »
        El ayasında tek çizgi var,ense kalın,gözler çekik.Sormaya bile gerek yok kızımız down sendromlu.Yani zihinsel engelli.Kabullenemem,ben böyle bir durumla yaşayamam,anneme herkese nasıl söylerim.Ben bu kadar acı çekerken onlar birde benim için üzülecekler.Bu düşüncelerle,sürekli ağlayarak sabahı ettim.O kadar acı çekiyordum ki bunu anlatamam,tarifi falan yok bunun.Bu acım bir ay kadar sürdü.Sabah olunca arkadaşım doktorumu aradı,durumu anlattı,hemen hastaneye geldi.Hastanenin çocuk doktoru doğum doktorumla bebeğimizi muayene etti;olabilir,öyle gibi görünüyor ama kesin tanı kromozom testi ile konulur dediler.Kan aldılar ve "geçmez gün vermesin Allah" lafını o zaman anladım,beklemeye başladık.Bu arada evimize geldik,anneme söylediğim anıda hiç unutmayacağım.İnsanın evladıyla ilgili böyle bir şeyi ilk duyduğu zamanki yaşadığı ölüm tesiri yapıyor sanki.Yüzünü önüne eğdi,ne söyleyeceğini bilemedi,bir süre konuşamadı bile çünkü hiç böyle bir şey yaşamamıştık.Dört dörtlüktü hayatımız.Yanılıyorlardır diyebildi sadece.Beklerken ben sanki yaşamadım.Hatta diyebilirimki oğlumu aynı evin içinde görmemişim bile,ben normale dönünce onunda bu süre içinde değiştiğini farkettim,büyümüştü.
        O kadar arayanım vardı ki telefonlara çıkmıyordum.Çok yakınlarım zaten garipliği sezmişler ama kimse kimseye birşey söylemiyor.Tam bir tiyatro oyunu,herkes rolünü iyi oynuyor.Önce erkek kardeşime sonra abime anlattım ve herkese.Her defasında deli gibi ağlıyordum.Yaşadığımız şehirde kimsemiz yoktu ama akın akın memleketten abimle eşi,kardeşimle eşi,teyzelerim,kuzenler,arkadaşlarım hepsi sıraya koymuşlar sanki beni yalnız bırakmamak için yanımdalar.Sürekli ama bu çok güzel bir bebek yaaaaaa diyip toplu ağlama seansları yaşıyoruz.Konuyla ilgili kitaplar,cd ler,bilgiler havada uçuşuyor.Hollanda dan bir cd gönderiyor dayım ve bazı dökümanlar.Hollanda da down sendromu ile ilgili bir klinikte yapılanların anlatıldığı,ailelerin görüşlerinin olduğu,çocukları tanıtan bir cd.Orada bir annenin söyledikleri aklımı başıma getirdi diyebilirim.Diyordu ki "hemşire bana bebeğimin down sendromlu olduğunu söyleyince ne olursa olsun o benim çocuğum dedim ve bir daha sarıldım"
         Evet o benim çocuğum ve benim bunu farketmem neden bu kadar uzun sürdü.Yaklaşık bir ayımızı gereksiz bir acıyla yaşadık,yoğrulmak için tabiki gerekliydi ama gerçekten zordu.Şimdiyi sorarsanız eğer aslında yazarken yine ağlarım düşüncesiyle önce yazmaya ,anlatmaya korktum.Ama inanın içimde keşkelerim yok şu an.Aslında uzun vadeli planlarımda yok.Şu an yanımda olanlar ve yanında olduklarımla mutluyum.Eşim,oğlum,kızım,ben...
Unutma yarın kimseye vaat edilmemiştir.Emanetimsin...

Çevrimdışı şükran koç

  • Özel Üye
  • ***
  • İleti: 27
  • Teşekkür Sayısı: 1
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #13 : Aralık 06, 2010, 12:26:46 ÖS »
Her yazdığınız satırda kendimi , düşüncelerimi buldum.insanın ne kadar zorluklar cekdiğini yaşamayan bilmiyor. allahım hepimize güç kuvvet versin. meleklerimize daha faydalı olabilmek için. benimde 3 aylık meleğim var . bizlerde onun doğumdan önce ds olduğunu bilmiyorduk. üstelik doktorumuz beebğimizin çok sağlıklı olduğunu söylemesi, daha sonra ds doğması bizi şoka soktu. çok ağladım hala daha ağlıyorum ama sonucda o küçücük bir melek bana ihtiyacı var. her ne kadar kendimi toparladım bilmiyorum ama onun için birşeyler yapmam gerektiğinin bilinçindeyim. şu an sadece bebeğime eklem yerlerine hareket yapıyorum. bu arada bebeğimi daha bilinçli  eğitmek için  özel eğitim vakfına götüreceğim.alalh hepimizin yardımcısı olsun. ben kuzey kıbrısda yaşıyorum . aslen trabzonluyuz. bu sitede sizleri bulduğuma, sizlerin tecrübelerinden yararlandığım için çok mutluyum.allah sizlerden razı olsun.

Çevrimdışı mertahsen

  • Uzman Üye
  • ******
  • İleti: 1436
  • Teşekkür Sayısı: 48
Ynt: Doğum Hikayeleri
« Yanıtla #14 : Aralık 07, 2010, 12:28:39 ÖS »
Çok duygulanarak okudum iki hikayeyide. klp Yaşadıklarımız ortak. Acılarımız sevinçlerimizde ortak. Engelli hemde zihinsel engelli çok korkunç geliyor kulağa. Vede canımızın içi çocuklarımız. Ve benimmmm çocuğummmmmmmm.

Buna alışmak hiçde kolay değil. Ama hayatımıza ne kadar farklı anlamlarda geliyor bebeğimizle farkına varmadıklarımız ama esas önemliler.Birçok şeyde anlamını yitiriyor. Yıllarca mücadele ettiğimiz işimiz, onca uğraşarak aldığımız evimiz, mesleğimiz, uğruna çalıştığınız herşey ama herşey ne kadar boşmuş. Sağlık ne büyük bir hazine imiş.

Hayatta en değerli şey emek verilerek kazanılanlar.  Çocuklarımız çok emek istiyorlar vede çok kıymetliler. En güzel şekilde yetiştirebiliriz inşallah.

Ben çok dua ediyorum hastane olmadığımıza, eğitim için yollardayız. Daha güzeli yakalamak için.  ççk
Gül'üm 05.09.2005 doğumlu.